İman Ehli
>

SONAY EMLAK

ISTANBUL SİLİVRİDE SATILIK DAİRELER ARSALAR TARLALAR KİRALIK DAİRELER

İletişim Tlf : 0541 727 98 11 / Büro Tlf: 0212 727 98 11

Nakşibendi Üveysi Ders Tarifesi


Hac Bölümü

Hac Bölümü 1-Arafat Ve Müzdelife'de Telbiye 2-Binerek Ve Yürüyerek Taşlama 3-Hacc-ı Kıran 4-Düşman Tarafından Haccdan Mani Olunan Kimse 5-Hacc-ı İfrad 6-Haccda Niyabet 7-Haccın Faziletleri 8-Halk Ve Taksir Hakkında 9-Hastalık Ve Eza Sebebiyle Haccda Mahsur Kalanlar 10-Hıcr'ın Gerisinde Tavaf 11-Kurban Hakkında Müteferrik Hadisler 12-Kurban Kesmenin Yeri Ve Zamanı 13-Kurban Olamayacak Hayvanlar 14-Kurbandan Yemeye Dair 15-Kurbanlık Deveye Binmek 16-Kurbanın Vacib Oluşu Ve Sebepleri 17-Mikat Hakkında 18-Remy Hakkında Mütefferik Hadisler 19-Remyin Vakti Safa Ve Merve Arasında Sa'y 20-Tavaf Ve Sa'y'in Mahiyeti 21-Tavaf Ve Say'in Ahkamı 22-Teşrik Günlerinde Tekbir 23-Veda Tavafı 23-...

Çoçuklar için nasihatlar

Çoçuklar için nasihatlar   Peygamberim Hazreti Muhammed (sav)Allah ve Peygamber sevgisi; dinimizin esası, Allah'a varmanın en kestirme yoludur...Bu ciddi sevginin anlamı, Allah'ın emir ve yasaklarına, Peygamberimiz (sav)'in buyruklarına ve sünnetine uymaktır. O halde ey çocuklar!Kalblerinizi yalancı sevgilerden temizleyiniz!Allah ve peygamber sevgisinden üstün bir sevgi tanımayınız!Sevgili çocuklar,Peygamberimiz (sav) küçüklüğünde güzel ahlâkla ve kerim sıfatlarla anılırdı. Çünkü O, daima doğru söylerdi, yalan söylemezdi. İnsanlar emanetlerini ve kıymetli eşyalarını onun yanına bırakırlardı. Ve istedikleri zaman da bıraktıkları gibi alırlardı. Çünkü onun en büyük sıfatı "el-Emin", yani "güvenilir" olmasıydı. Peygamberimiz (sav) çobanlık yapardı. Ve rızkını elde etmek için ticaretle de uğraşırdı. Aktifliği ve çalışmayı çok severdi. Kimseye kızmaz ve kimseye kötü söz söylemezdi. Güzel edebi sebebiyle daima iyi muamelede bulunurdu. Kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi. Affetmek onun şiarı olduğu için, kendisine kötülük edenleri affederdi. Peygamberimiz (sav) yetim kimselere iyilikte bulunurdu. Zayıflara, fakirlere ve muhtaçlara yardım ederdi. Değil insanlara, hayvanlara dahi eziyet etmezdi. O cömert ve pek merhamet sahibi idi. Evet sevgili çocuklar,Siz de daima doğru, güvenilir, yalan söylemeyen, başkalarına haksızlık etmeyen, çalışkan, affedici ve edebli olmalısınız. Olmalısınızki, Resûlullah (sav)'in ahlâkıyla ahlâklanasınız. Sevgili Çocuklar!Bizler müslümanız, elhamdülillah... Dünyada bir insanın sahip olabileceği en kıymetli özelliği müslümanlıktır. Müslümanlığımızı korumanın tek yolu vardır, o da dinimizi öğrenmek ve öğrendiklerimizi yaşantımıza tatbik etmektir. Eğer öğrendiklerimizi yaşantımızda uygulamazsak müslümanlığımızı ve bir günde imânımızı kaybedebiliriz. İmânı olmayanlar cehenneme giderler. Cehennem cezâ çekme yeridir. Müslümanlar da cennete giderler. Cennet insanın her arzusunun verildiği yerdir. Gönlünüzde ne arzu ediyorsanız bunların hepsini c...

Çocuk ve namaz eğitimi

Çocuk ve namaz eğitimiİkrime FIRAT İlk namaz arkadaşlarım annem ve babamdı. Onlar namaz kılarken biz de yanlarına geçer, onları taklit ederdik. Namaza alışmada aile büyüklerinin örneklik etmesi çok önemli. Çocuklar bir şeyi öğrenirken büyüklerini model alarak öğrenir. Siz namaz kılarken çocuğunuzun yanınıza gelmesine müsaade edin. Sabırlı davranın, onu sizden uzaklaştırmayın. Yanınıza gelip aynı hareketleri yapmasını teşvik edin. Ancak bunu yapması için onu zorlamayın. Ezan okunduğunda televizyonun, radyonun ya da müzik aletinin sesini kısın. Bunu yaparken ezan okunuyor diye söyleyin. Eğer biliyorsanız seslice ezan duasını okuyun. Bu eylemleri yaparken çocuğunuzun neden böyle yaptığınızı anlamasını sağlayın. Buna yönelik cümleler kurun. Yemeğe otururken içinizden değil, çocuğunuzun ve eşinizin duyacağı bir sesle besmele çekin. Sizi yaratanın adını yemekten önce neden andığınızı fırsat buldukça anlatın. Çocuğunuza İslami davranışları öğretirken, "namaz kılarsan sana şunu alırım, bunu alırım" gibi vaatlerde bulunmayın. İleride namaz kılmayı pazarlık haline getirmesine izin vermeyin. Ama namaz kıldıktan sonra bazı jestler yapabilirsiniz. Onu namaz kılmaya da zorlamayın. Sadece teşvik edin. Çocuğunuzu namaza teşvik ederken, İslami ve ahlaki bir davranışı çocuklarınıza aktarırken güler yüzlü olun. Çehrenizdeki mütebessim hava sizi ve söylediklerinizi tatlı hale getirecektir. Aktarmak istediğiniz güzel şeylerin kolayca anlaşılmasını sağlayacaktır. Onu övün! "Benim kızıma bak ne güzel namaz kılıyor. Aslan oğlum Allah namazını kabul etsin." Gibi onların şevkini arttırıcı cümleler kurun. Unutmayın! Bazen yerinde övme, birçok maddi ödülden daha etkilidir. Siz onun doğru yaptığı şeyleri övdükçe davranışı hakkında ona geri bildirim sağlamış olursunuz. Çocuk yaptıklarının doğru olduğunu ancak sizin övmenizle anlayacaktır. Yaptığı iyi şeyleri övmekten korkmayın. Bunda ölçülü davranırsanız hiçbir zararı olmaz. Hatta sizinle daha kolay iletişim kurar. On...

Çocuklar İçin Dini Sualler

Çocuklar İçin Dini Sualler Müslümanmısın? Elhamdülillah Müslümanım. Müslümanım demenin manası nedir? Allah'ı bir bilmek, Kur'an-ı Kerim'i ve Muhammed Aleyhisselam'ı tasdik etmektir.  Din nedir? Akıl sahibi insanları kendi istek ve arzularıyla sırf hayır ve saadete ulaştıran, ilahi bir kanundur. İslam nedir? Peygamber Efendimizin tebliğ buyurduğu hükümleri kalb ile tasdik, dil ile ikrar edip, onları bütün hayatında yaşamaktır. İman Nedir? Veya İnanç Nedir? Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir. Ne zamandan beri Müslümansın? "Bela" dediğimiz zamandan beri Müslümanım "Bela" zamanı neye derler? Misak'a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben:- Elestü birabbiküm (Ben sizin rabbiniz değil miyim ?) diye sordu.Onlar da:- Bela (Evet Rabbimizsin) dediler.O zamandan beri Müslümanım demektir.   Rabbin kimdir?    Allah   Seni kim yarattı?    Allah    Sen kimin kulusun ?    Allah'ın kuluyum.   Allah kaçtır diyenlere ne dersin?    Allah birdir derim.   Allah'ın bir olduğuna delilin nedir?    Sure-i İhlas'ın ilk ayeti kerimesidir.   Bunun manası nedir?    Sen söyleki ey Habibim Allah birdir.   Allah'ın varlığına akli delilin nedir?    Bu alemin varlığı ve alemdeki nizam ve intizamın devamıdır.   Allah'ın zatı hakkında düşünce caiz midir?   Caiz değildir. Allah'ın ancak sıfatı hakkında düşünülür   Nereden geldin, nereye gideceksin?   Allah'dan geldim, Allah'a gideceğim   Niçin geldin?     Allah'a kulluk için   İman-ı yeis nedir?    Firavun gibi ölürken iman etmektir.   Bu iman m...

MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN EDEBİ

MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN EDEBİ İslâm;  doğumdan  ölüme  kadar hayatın ne şekilde  yaşanacağını, davranışların nasıl olacağını, iç      ve dış dünyamızın ne şekilde bir  yapıya  kavuşturulacağını  tespit  etmiştir. Madden ve mânen           sağlıklı bir fert, sağlıklı bir aile  ve  sağlıklı  bir  toplumun  yolu   İslâmın emrettiği  hayat tarzını    yaşamak ile mümkün olabilecektir.      Her hayrın başı Besmeledir !       Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir.       Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte       hayır olmaz"buyurmuştur. Çünkü besmele çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş       olur. Nerelerde besmele çekilir veya çekilmez bir kaç misal verelim:     "Yemek yemeğe, abdest almaya  ve hayırlı işe başlarken besmele çekmek sünnettir.      . Tuvalete girerken besmele çekmek mekruhtur.      . Haram olan birşeyi yapmaya başlarken besmele çekmek haramdır.        Biz müslümanlar haramlardan kaçınacağız.      . Kat'i olarak haram olan bir şeyi işlerken besmele çeken kâfir olur.      . Kapıları açıp kapatırken, mutfaktaki yemek kaplarının kapaklarını açarken, yemek yaparken,       ocak yakarken, mutfağa girerken besmele çekmek sünnettir.      . Süt, su, çay, ilaç içmeye başlarken besmele çekilir.      . Sakalı tamamen keserken besmele çekmek câiz değildir.      ***      SELAM  VERME  ADABI:     &nb...

Hazreti Muhammed Zamanında yapılan Savaşlar

Gazveler - Bedir Gazveler - Evtas Gazveler - Beni Nadir Gazveler - Fezare Gazveler - Ebu Rafi Abdullah İbnu Ebi'l-Hukayk'ın Gazveler - Hudeybiye Gazveler - Huraka'ya Gönderilen Seriyye Gazveler - Reci Gazveler - Muhtelif Seriyyeler Gazveler - Tebük Gazveler - Zatü's-Selasil Gazveler - Umretu'l-Kaza   Gazveler Hakkında Gazveler - Zatu'r-Rika' Gazveler - Uhud Gazveler - Taif Gazveler - Muta Gazveler - Ka'b İbnu Eşref'in Katli Gazveler - Huneyn Gazveler - Hendek Gazveler - Fetih Gazveler - Enmar Gazveler - Bi'r-i Mauna Gazveler - Beni Müstalik...

Hac Bölümü

Hac Bölümü   Arafat Ve Müzdelife'de Telbiye Binerek Ve Yürüyerek Taşlama Hacc-ı Kıran Hacc-ı İfrad Düşman Tarafından Haccdan Mani Olunan Kimse Haccda Niyabet Hastalık Ve Eza Sebebiyle Haccda MahsurKalanlar Haccın Faziletleri Hıcr'ın Gerisinde Tavaf Halk Ve Taksir Hakkında Kurban Hakkında Müteferrik Hadisler Kurban Kesmenin Yeri Ve Zamanı   Kurban Olamayacak Hayvanlar Kurbandan Yemeye Dair Kurbanlık Deveye Binmek Kurbanın Vacib Oluşu Ve Sebepleri Remy Hakkında Mütefferik Hadisler Mikat Hakkında Safa Ve Merve Arasında Sa'y Remyin Vakti Teşrik Günlerinde Tekbir Tavaf Ve Sa'y'in Mahiyeti İhramdan Çıkma (Tahallül) Tavaf Ve Say'in Ahkamı İhramını İfsad Edenler Hakkında Veda Tavafı Zemzem Suyu Hakkında Şartlı Hacc İhramdan Çıkma Vakti Ziyaret Tavafı İhram Ve Haramları  İstilam İhram Ve Haramları Tesbih Namazı İhram Ve Haramları Kıraat Beytullah'a Giriş Vakfeler Ve Hükümleri Erkeklerin Kadınlarla Karışık Tavafları Telbiye Hakkında Erkeklerin Kadınlarla Karışık Tavafları Çocuğun Haccı   Erkeklerin Kadınlarla Karışık Tavafları Hacc-ı Temettu Ve Haccın Feshi Erkeklerin Kadınlarla Karışık Tavafları Haccla İlgili Müteferrik Hadisler Erkeklerin Kadınlarla Karışık Tavafları Haccın Vücubu Haccda Müddette Yanılanlar Veya Yolu Kaybedenler Harem'de Silah Taşımak Hakkında Helak Olan Kurbanlık Hakkında Kurban Kesmenin Adabı Kabe'ye Kurban Hediye Eden Mukimin İhram Giymesi Kurban Olabilecek Hayvanlar Kurban İle İlgili Sair Hadisler Kurbanlığın İşaretlenmesi Kurbanın Kemiyeti Ve Miktarı Mina'da Hutbe Mekke'ye Giriş Konaklama Ve Oradan Çıkış Adabı Remyin Keyfiyeti Sayd'ın Cezası Resulullah (sav)'ın Hacc Ve Umresi Tavaf Ve Sa'yde Dua  ...

Diğer Bölümler

Diğer Bölümler   Kasame Hakkında Kanaat Hakkında Kanaat Hakkında Kanaat Hakkında Rehin Hakkında Nasihat Ve Meşveret Hakkında Müzaraanın Cevazı MİSAFİRLİK (ZİYAFET) Hakkında Musiki Ve Eğlence Hakkında Mudarebe Hakkında MESCİDLER Hakkında Medh Hakkında   KİTABU'Z ZİKR   Korku Hakkında Kıssalar Kebair Hakkında Uyuma Ve Uyanma Hakkında Vakıf Hakkında Vekalet Hakkında İHYA'UL MEVAT BÖLÜMÜ İLA BÖLÜMÜ Zıhar Hakkında ÖLÜMÜ TEMENNİ BÖLÜMÜ ŞİİR BÖLÜMÜ KAPLARLA İLGİLİ BÖLÜM HİDANE BÖLÜMÜ HİBE BÖLÜMÜ HUL' BÖLÜMÜ HIRS BÖLÜMÜ Haya Hakkında...

Namaz Bölümü

Namaz Bölümü Rüku Ve Sücudun Şekli Namazın Vakitleri Secdeler Üzerine Fasıl - Sehv Secdesi Namazın Vakitleri Secdeler Üzerine Fasıl - Şükür Secdesi  Namazın Vakitleri Ramazanda Gece Kalkışı Ve Teravih Namazı Namazın Vakitleri Me'mum (İmama Uyan) İle İlgili Hükümler Namazın Vakitleri Ezan Ve İkametle İlgili Hükümler Namazın Vakitleri   Ezan Ve İkametle İlgili Hükümler Namazın Vakitleri Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar Ezanın Fazileti Kunut Hacet Namazı Selam İstihare Namazı Ezanın Fazileti İmamın Vasfı Me'mum (İmama Uyan) İle İlgili Hükümler İmamın Vasfı Me'mum (İmama Uyan) İle İlgili Hükümler Yatsı Namazının Nafilesi ...

Oruç Bahsi

Oruç Bahsi Eyyamu'l-Biz Şevval'den Altı Gün Kefaret  Şaban Orucu  Orucu Açmanın Mübah Olma Şartları Zilhicce'den On Gün Orucu Yemeyi Gerektiren Şeyler İftar Vakti  Orucun Haram Olduğu Günler Receb Orucu Orucun Sünnetleri Nafile Orucun Niyyeti Orucun Zamanı Orucun Rükunleri  Unutarak Orucu Bozma Haftanın Günleri  Orucu Bozan Şeylerden Kaçınmak  Evlenmeye Teşvik Ve Tergib Orucun Farzları Sünnetleri Ve Ahkamı  İftarda Ta'cil  Orucun Ve Ramazan Ayının Fazileti Öpme Ve Mübaşeret...

TEBÜK SEFERİ

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıTEBÜK SEFERİHz. Peygamber'in Hicretin dokuzuncu yılında, Şam'da toplanan kırkbin kişilik Bizans ordusuna karşı çarpışmak üzere Medine'den Tebük'e kadar sevkettiği en son ve en güçlü askerî hareket.Tebük arap yarımadasının kuzeyinde Medine ile Şam'ın ortasında bir yerin adıdır. Suyu ve hurmalığı olan bir yerdir. Bu savaş yolculuğunun son ucu burası olduğu için "Tebük Gazası" adı ile anılmıştır. Bu seferde savaş olmamış fakat en güçlü bir İslâm ordusu techiz edilmiş, böylece askerî ve siyasî açıdan önemli bir zafer kazanılmıştır.Seferin nedeni: Bizans İmparatoru Heraklius'a bir mektup yazan Suriye'li hristiyanlar, Muhammed'in öldüğünü, müslümanların da kıtlık ve yokluk içinde perişan olduklarını, üzerlerine asker gönderilirse, onları kendi dinine katmanın tam zamanı bulunduğunu bildirdiler (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, VI, 191). Bunun üzerine Heraklius silahlandırdığı kırk bin kişilik askeri bir gücü Kubad'ın komutası altında yola çıkardı. Cüzam, Lahm, Gassân ve Âmile adını taşıyan arap kabilelerinin de Rumlarla birlikte hareket edecek!eri haberi Medine'ye ulaştı. Zaten Allah'ın elçisi kuzey sınırından güvende değildi. Böyle bir askerî harekât hazırlığını öğrenince genel seferberlik ilân etti. Allah'ın Resulu diğer gazvelerde genellikle seferin nereye olacağını gizli tutarken bu defa...

HUNEYN SAVAŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHUNEYN SAVAŞI(Şevval, 8. H/630 M.)Mekke'nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin Müşrikleri arasında meydana gelen savaş.Rasûlüllah (s.a.s) Mekke'nin fethi için Medine'den ayrıldığı zaman, nereye gideceğini açıklamamıştı. Rasûlüllah'ın Havazin kabilesi kendi üzerlerine gelebileceği endişesiyle savaş hazırlıkları yapmıştı. Müslümanlar Mekke üzerine yürüyüp orayı fethedince, Havazin kabilesi artık sıranın kendilerine geldiğini anladılar ve savaş hazırlıklarını tamamlayıp kendilerinin saldırmalarının daha uygun olacağını hesapladılar. Rasûlüllah bütün Arabistan'ı tevhid bayrağı altında birleştirmek kararında olduğu için, müslümanlarla müşriklerin er veya geç çatışmaları kaçınılmazdı.Havazinliler; Taifli Sakifoğulları ve diğer müşrik Arap kabileleri ile ittifak kurarak kısa bir zaman içinde yirmibin kişilik bir ordu hazırlamışlardı. Havazinlilerin lideri Mâlik bin Avf, bu savaşın bir ölüm kalım savaşı olduğunun farkında idi. Askerlerinin bütün güçleriyle savaşmasını sağlamak için kabilesinin bütün çocuklarını, kadınlarını ve mallarını birlikte getirmişti. Bu hareketiyle, bir yenilginin onlar için top yekûn yok olma anlamı taşıyacağını herkese anlatmak istiyordu.Rasûlüllah (s.a.s), müşrik kabilelerin bu ittifaklarını ve savaş hazırlıklarını haber alır almaz derhal savaş hazırlıklar...

HUNEYN SAVAŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHUNEYN SAVAŞI(Şevval, 8. H/630 M.)Mekke'nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin Müşrikleri arasında meydana gelen savaş.Rasûlüllah (s.a.s) Mekke'nin fethi için Medine'den ayrıldığı zaman, nereye gideceğini açıklamamıştı. Rasûlüllah'ın Havazin kabilesi kendi üzerlerine gelebileceği endişesiyle savaş hazırlıkları yapmıştı. Müslümanlar Mekke üzerine yürüyüp orayı fethedince, Havazin kabilesi artık sıranın kendilerine geldiğini anladılar ve savaş hazırlıklarını tamamlayıp kendilerinin saldırmalarının daha uygun olacağını hesapladılar. Rasûlüllah bütün Arabistan'ı tevhid bayrağı altında birleştirmek kararında olduğu için, müslümanlarla müşriklerin er veya geç çatışmaları kaçınılmazdı.Havazinliler; Taifli Sakifoğulları ve diğer müşrik Arap kabileleri ile ittifak kurarak kısa bir zaman içinde yirmibin kişilik bir ordu hazırlamışlardı. Havazinlilerin lideri Mâlik bin Avf, bu savaşın bir ölüm kalım savaşı olduğunun farkında idi. Askerlerinin bütün güçleriyle savaşmasını sağlamak için kabilesinin bütün çocuklarını, kadınlarını ve mallarını birlikte getirmişti. Bu hareketiyle, bir yenilginin onlar için top yekûn yok olma anlamı taşıyacağını herkese anlatmak istiyordu.Rasûlüllah (s.a.s), müşrik kabilelerin bu ittifaklarını ve savaş hazırlıklarını haber alır almaz derhal savaş hazırlıklar...

HUNEYN SAVAŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHUNEYN SAVAŞI(Şevval, 8. H/630 M.)Mekke'nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin Müşrikleri arasında meydana gelen savaş.Rasûlüllah (s.a.s) Mekke'nin fethi için Medine'den ayrıldığı zaman, nereye gideceğini açıklamamıştı. Rasûlüllah'ın Havazin kabilesi kendi üzerlerine gelebileceği endişesiyle savaş hazırlıkları yapmıştı. Müslümanlar Mekke üzerine yürüyüp orayı fethedince, Havazin kabilesi artık sıranın kendilerine geldiğini anladılar ve savaş hazırlıklarını tamamlayıp kendilerinin saldırmalarının daha uygun olacağını hesapladılar. Rasûlüllah bütün Arabistan'ı tevhid bayrağı altında birleştirmek kararında olduğu için, müslümanlarla müşriklerin er veya geç çatışmaları kaçınılmazdı.Havazinliler; Taifli Sakifoğulları ve diğer müşrik Arap kabileleri ile ittifak kurarak kısa bir zaman içinde yirmibin kişilik bir ordu hazırlamışlardı. Havazinlilerin lideri Mâlik bin Avf, bu savaşın bir ölüm kalım savaşı olduğunun farkında idi. Askerlerinin bütün güçleriyle savaşmasını sağlamak için kabilesinin bütün çocuklarını, kadınlarını ve mallarını birlikte getirmişti. Bu hareketiyle, bir yenilginin onlar için top yekûn yok olma anlamı taşıyacağını herkese anlatmak istiyordu.Rasûlüllah (s.a.s), müşrik kabilelerin bu ittifaklarını ve savaş hazırlıklarını haber alır almaz derhal savaş hazırlıklar...

MEKKENIN FETHI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıMEKKENIN FETHIHudeybiye andlaşmasına göre Huzaa kabilesi, Resulullaha,Bekiroğulları kabileside Kureyş kabilesi himayesine girmişdi.Fakat Bekiroğulları kabilesi ansızın Kureyşlilerden Saffan bin Umeyye,İkrime bin Ebu Cehil, Süheyl bin Amr, Huveytıb bin Abduluzza, Mükrez oğlu Hafz ve bir kısım kureyşli müşriklerle Huzaa kabilesi üzerine saldırmışlar ve onlardan 23 kişiyi öldürmüşlerdi.Bunun üzerine Huzaa kabilesinden Amr bin Salim Huzai 40 kişilik toplulukla peygamberimize geldiler ve olayı Resulullaha anlattılar. Resulullah Kureyşlilere, ya bu saldırıda öldürülen 23 kişinin diyetinin ödenmesini yada Kureyşlilerin Bekiroğullarının himayesini bırakmasını istedi. Kureyşli Müşrikler bunları da kabul etmediler.Fakat yinede anlaşmayı bozdukları için içlerini korku bürüdü. Ve tekrar anlaşma yapmaları için Ebu Süfyan-ı Medineye yolladılar. Ebu Süfyan Peygamberimizden ve Sahabilerden Eman dilediysede kabul görmedi ve mekkeye eli boş olarak döndü.Peygamberimiz büyük bir ordu hazırlayarak gizlice Mekke şehrini kuşattı. Aniden basılan Mekkeli Müşrikler neye uğradıklarını şaşırmışlar ve savaş hazırlığını bile yapamamışlardı. On ikibin kişilik büyük islam ordusu hiç bir büyük olaya karışmadan kolayca Mekke şehrini fethetmişlerdir.Hicretin sekizinci yılında Resulullah (s.a.s.)'e boyun eğen Mekke, bu tarihten sonra yeni bir dönemi yaşamaya başladı.  Allah Te&acir...

MUTE SAVAŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıMUTE SAVAŞIİslâm devletinin Medine'de kurulmasından sonra Müslümanlarla Rumlar arasında yapılan ilk savaş. Mûte, Şam bölgesine giren Belka yakınlarında bir yerin adıdır. Hz. Peygamber, Ashabtan Hâris b. Umeyr (r.a)'ı Busra (Havran) Emiri Şurahbil b. Amr el-Gassânî'ye İslâm'a davet mektubunu sunmak üzere yollamış, ama bu sahabi Gassanile tarafından şehid edilmişti. Halbuki; "elçiye zeval yoktur" anlayışı gereğince düşman ülkeler bile birbirlerinin elçilerine dokunmazlardı. Hz. Peygamber, ashabına çok düşkündü, onlardan birinin başına bir sıkıntı geldi mi ondan çok rahatsız olurdu. Bu sebeple ashabından birinin küstahça öldürülüşüne seyirci kalamazdı. Hemen 3000 kişilik bir ordu hazırladı. Ordunun kumandanı Zeyd b: Hârise idi. Şayet bu zât şehid düşerse yerine Cafer b. Ebi Talib, o da şehid düşerse Abdullah b. Revâha geçecekti. Düşman önce İslâm'a davet edilecekti, kabul etmez ve cizyeye de razı olmazsa İslâm elçisini öldüren bu cânilerle savaşılacaktı. Peygamberimiz (s.a.s) orduyu Seniyyetü'l-Veda'ya kadar yürüyüp uğurladı.Halid b. Velid gibi yüksek askerî bir deha ve üstün strateji bilgisine sahip bir kimse de bu savaşa bir nefer olarak katılmıştır. H.8/M.629 yılında İslâm ordusu Medine'den çıkıp Mûte'ye ulaştığında karşılarında Bizans'ın desteğ...

HAZRETİ PEYGAMBERIN ELÇİLERi

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHAZRETİ PEYGAMBERIN ELÇİLERiHudeybiyeden dönüldükten sonra bütün insanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderilen son peygamber Hazreti peygamber tarafindan , Islam dinine davet icin etraftaki hükümdarlara gönderilmek üzere , Hicretin Yedinci senesi Muharrem ayında altı tane mektup yazıldı. Hükümdarlar Mühre Itimat ettiklerinden, gümüşten bir mühür yaptırıldı. Üzerine ”Muhammed Rasulullah” diye Kazıtıldı. Yazılan mektuplara bastırıldı.Her Mektubu götürmek icin birer elçi seçildi ve gönderildi.Necaşi, Yani Habeş Sultanı Bahr oglu Ashama ya Amr bin Umeyye gönderildiNecaşi Amr bin Umeyye ye layik olduğu ikrami yapmiş ve gereken hürmeti göstermiştir. Ve kendiside Gizlice Müslüman olmustur.Rum Kayseri de Hazreti Muhammedin Mektubunu saygili bir sekilde eline alip yüzüne sürmüs ve Dihye `ye pek cok hürmet edip bir cok hediyeler vermistir.Cünkü Rum Kayseri ile Iran Kisrasi arasinda bir süredir sert carpismalar oluyordu. Önce Kisra üstün gelerek Suriyeyi almis ve bütün Arabistani benimsemisti. Iranlilar Müsrik oldugundan, bütün Ehl-i Kitabin düsmani idiler. Rumlar ise Ehli Kitab olan Hiristiyan dininde bulunuyorlardi.Iranlilarin Rumlara üstün gelmesinden dolayi Kureys Müsrikleri sevinmisler müslümanlar ise üzülmüslerdi.Yemame Hükümdari Hevze...

HAYBER GAZVESİ

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHAYBER GAZVESİHz. Peygamber'in hicretin 7. yılında fethettiği, Şam-Medine yolu üzerinde Medine'nin 150 km. kuzeyinde Yahûdilerin oturduğu bir yerleşim merkezi. Hayber Yahûdi dilinde kale demek olup burası aynı zamanda hurma ve tahıl merkezidir. Kalesinin yedi burcu vardır. Bunlar Nâim, Kamûs, Şık, Netah, Sülâfim, Vatih ve Ketîbe'dir (İbn Sa'd et-Tabakâtü'l-Kübrâ II,106) Hz. Peygamber Hayber Yahûdilerinin Medine'ye karşı müşriklerle ittifak halinde olmaları ve pek çok Yahûdi kabilesi'nin burada toplanmasından dolayı Hudeybiye musalahasından sonra Hayber'i fethetmek üze re hazırlıklara başladı (Vakıdî, Kitabü'l Meğazî, II, 441-442, İbn Hişâm, es-Siretü'n-Nebeviyye, III, 201) Hz. Peygamber, bu cihad hareketi için sadece cihada rağbet edenlerin katılmasını emretti. Medine'de Siba' b. Urfuta'yı vekil bıraktı. Eşi Ümmü Seleme'yi yanına alarak 1400 yaya, 200 süvari ile yola çıkarken; "Biz buranın hayrını isteriz" buyurmuştur. Rasûlullah Medine'den hareket ettikten sonra Hayber ile Gatafan kabilesi arasına karargahım kurdu. Sabaha kadar burada bekledi (İbn Hişâm, es-Sîre, III/343). Gatafanlıların Hayber'e yardımını engellemek için burada konaklamış bulunuyordu. Hayberliler sabaha kadar, müslümanların gelişinden haberdar olmamışlardı. Sabahleyin kalelerinin kapısını açtıklarında; "Muhammed gelmiş ve günlerden de cumartesidir" diyerek kal...

HUDEYBİYE BARIŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHUDEYBİYE BARIŞIHz. Peygamber ve ashabının Kabe'yi ziyaret maksadıyla Mekke'ye gitmek istemeleri ve bunun müşrikler tarafında engellenmesi üzerine çıkan olaylardan sonra müslümanlarla müşrikler arasında yapılan anlaşma. Allah Rasûlü'nün hicretinin üzerinden mücadeleler ve savaşlarla dolu altı yıl geçmişti. Hem muhacirler, hem de Ensar, Kâbe'yi ziyaret özlemiyle yanıp tutuşuyorlardı.Allah'ın elçisi, bu yılın Zilkade ayının başında bütün ashabın özlemlerine beklentilerine cevap anlamı taşıyan bir rüya gördü. Rüyasında ashabı ile birlikte güvenlik içinde Kâbe'yi ziyaret ediyordu. Rasûlullah'ın ashaba anlattığı rüya, hızla bir muştu gibi yayıldı Medine'ye.Hz. Peygamber bu genel coşku üzerine, Kâbe'yi ziyaret etmek isteyenlerin hazırlanmasını emretti. Hattâ İslam'ı kabul etmeyen kabileleri bile kendileriyle birlikte hac yapmaya çağırdı.Hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Zilkade'nin ilk Pazartesi günü (13 Mart 628) bin dörtyüz kişi ile birlikte Mekke'ye doğru hareket etti. Niyetinin barış olduğunu göstermek için yanlarına yolcu kılıcı denilen kılıçtan başka savaş silahı almamışlardı. Zül-Huleyfe mevkiine geldiklerinde ihrama girdiler ve Umre için niyet ettiler. Yanlarında Mekke'de kurban edilmek üzere sabin alman yetmiş deve bulunuyordu ve bunlar kurbanlık olduğu belli olacak biçimde nişanlanmıştı.M...

HENDEK SAVAŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHENDEK SAVAŞIHz. Peygamber (s.a.s)'in müşriklerle yaptığı büyük ve en önemli savaşlarından birisi. Uhud savaşından iki yıl sonra, Hicret'in beşinci yılının şevval ayında (23 şubat 627) Medine'nin kuzeyinde cereyan etmiştir.Kureyş müşrikleri Uhud savaşında başarılı olmuşlardı ama müslümanların gücünü kıramamışlardı. Tam tersine müslümanlar Medine'deki birlik ve beraberliklerini sağlamlaştırmış, askeri bakımdan daha güçlü bir duruma gelmişlerdi. Medine'de sürekli problem çıkaran Yahudi Benu Nadir kabilesi sürülmüş; doğuda Zatu'r-Rika, kuzeyde Dumetü'l-Cendele yapılan seferler kesin zaferle sonuçlanmış, müslümanların gücü ve etkinliği gün geçtikçe daha da büyümüştü. Bunun sonucu olarak Mekke müşriklerinin Mısır, Suriye ve Irak yönündeki kervan yolları tamamen kapatılmıştı.Müslümanların bölgeye hakim bir güç olmaya başlaması İslâma katılanların sayısını hızla artırmış, geçen zaman, müslümanların sosyal hayatlarını düzenleme ve yerleştirme yolunda önemli adımlar atmasına fırsat tanımıştı. İslâm'ın bu gözle görülür güçlenişi karşısında müslümanların başlıca düşmanlarından olan yahudiler, düşmanca faaliyetlerine hız verdiler. Özellikle Medine'den sürülen Benu Nadir kabilesi bütün çevrede İslâm...

NADİROĞULLARI İLE YAPILAN SAVAŞLAR

 İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıNADİROĞULLARI İLE YAPILAN SAVAŞLARİslâm'ın ilk yıllarında Medine'de yaşayan üç yahudi kabilesinden biri Nadirogullari kabilesidir..Nadir, birçok manâlarının yanısıra "yeşil ve çiçekli bir bitki" anlamına gelir. Bu kabile Medine ve çevresinde büyük hurma bahçelerinin sahibi olarak bilinir.Arabistan yahudilerinin güvenilir vesikalara dayanan bir tarihi yoktur. Arabistan yahudilerinin geçmiş tarihine ışık tutacak herhangi bir yazı, kitap veya yazıt şeklinde bir bilgi de yoktur. Ayrıca Arabistan dışındaki Yahudiler de Arap dindaşlarıyla fazla ilgilenmemiş ve tarihçiler ile yazarları bunlardan hiç söz etmemişlerdir... Arap yahudilerinin tarihini incelerken ister istemez araplar arasında kulaktan kulağa anlatılan rivayetler ve söylenenlere itibar etme zorunluluğu vardır. Bu rivayetlerin pek çoğu da bizzat yahudiler tarafından ortaya atılmıştır (Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid, Mücadelesi ve Hz. Peygamber, Terc. N. Ahmet Asrar, İstanbul 1983, I, s. 526).Yahudiler yeryüzünde en eski geçmişe sahip milletlerden birisidir. Arap yarımadasına ne zaman gelip yerleştikleri bilinmeyen yahudiler, İslâm'ın ortaya çıktığı yıllarda bu yarımadanın her tarafında görülmekteydiler. Bunlar, gerek ferdî ve gerekse topluluklar halinde Akabe körfezindeki Eyle limanından, Yemen ve Umman'ın en ücra köşelerine kadar uzanmışlardı. Bu insanları Mekna'da, Vadiyu'l-Kura'da, Teyma'd...

MEUNE KUYUSU OLAYI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıMEUNE KUYUSU OLAYIHicretin 4.cü yilinda Amirogullarindan Cafer Oglu Malik Oglu Ebu Bera Medineye geldi ve Resulullahile görüşüp ”Ey Allahin Resulu !Eğer Necid Halkina ashabından biır kısmını gönderirsen , umarim ki Islam olurlar” dedi.Resulu Ekrem, Necid bölgesi halkina güvenemeyip "Korkarim ki ashabıma bir kötülükte bulunurlar” dedi. Ebu Bera` ”Onlar,Necidè geldiklerinde benim emanim altina girmiş olur.Onlara kimse bir şey yapamaz ”diye teminat verdi.Bunun üzerine Resul-ü Ekrem de Ebu Bera`nın kardeşi oğlu olan (Malik Oğlu Tufeyl oğlu Amirè bir mektup yazdırdı ve Necid halkına Kur an öğretmek için 70 Kuràn okuyucusunu gönderdi. Kilavuzlari Muttalip Süleymi idi.Münzir bin Amr Kuràn okuyuculari ile Meune kuyusu denilen yere varip Resulü Ekrem`in mektubunu Amr bin Tufeyle gönderdi.Lanetlenmiş olan Amr bin Tufeyl ise mektubu okumadan Haram bin Milhan`i öldürdü. Sonra Kur`an okuyuculari olan kurra cemeati üzerine saldırmak için kendı kavmı olan Amır Oğullarını çağırdı. Onlar ise‘‘ Biz Ebu Beranın verdiği sözü ayaklar altına atamayız ‘‘ diye çekindiler. Bunun üzerine Amr bin Tufeyl Usayye, Ri‘l ve Zekvan kabilelerini toplayıp Meune Kuyusuna gitti ve ansızın kurra topluluğu üzerine saldırarak hepsini şehid etti. Yalnız Neccar oğullarından Kab bin Zeyd‘ i öldü sanarak şehidle...

UHUD SAVAŞI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıUHUD SAVAŞI(H. 3/M. 625)Hicret'in üçüncü yılında Uhud dağı civarında müşriklerle yapılan savaş.Uhud savaşından önce Kureyş'in öfkesi kabarmış, kin ve intikam duyguları artmıştı. Bedir'de yakınlarını kaybeden Utbe kızı Hind ".. Muhammed'le arkadaşlarından öç almadıkça içim rahatlamayacak, Muhammed'le savaş yapmadıkça koku sürünmek bana haram olsun. Sevdiklerimin intikamının alındığını gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!" diyordu. Ebu Süfyan ve başkaları da buna benzer şekilde and vermişlerdi. Ebu Süfyan'ın yürüttüğü kervanın malları Daru'n-nedve'de topluca durmaktaydı. Müşriklerin ileri gelenleri, herkese katılma payını verdikten sonra geri kalan kâr ile güçlü bir ordu hazırlanmasına karar verdiler. Onlara göre Müslümanlar Kureyş büyüklerini öldürmüşlerdi, onların intikamını almak gerekliydi. Bedir'de yakınları öldürtücüler karalar giyinmiş vaziyette kabileler arasında dolaşıyor, şairler mersiyeler söyleyerek Araplar savaşâ teşvik ediyorlardı.Putperest Kureyşliler Mekke dışındaki Arap kabilelerinin de katılmasıyla 3000 kişilik bir askerî kuvvet hazırladılar. Bu kuvvette 700 zırhlı, 200 atlı süvari, 3000 deve vardı. Aralarında, başta Ebu Süfyan'ın karısı Hind olduğu halde 14 tane de kadın vardı. Bedir'de babasını ve öteki yakınlarından bazılarını kaybetmiş olan Hind'in kalbini i...

KAYNUKAOĞULLARI VE MEDİNEDEN SÜRÜLMELERİ

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıKAYNUKAOĞULLARI VE MEDİNEDEN SÜRÜLMELERİKaynukaoğullari Medine (Yesrib)de yaşamış bir Yahudi kabilesidir. Yahudiler (Eskiden büyük Arap mabedinin yeri olan) Siondan Hristiyanlar tarafından kovulduktan sonra, yeryüzünün çeşitli yerlerine az veya çok büyük cemaatlar halinde dağılmışlardı. Ancak Arap yarımadasına ne zaman geldikleri, cemaatlerinin burada ne zaman oluştuğu bilinmiyor. Ancak İslam'ın yayılışından önce Arabistan'ın her tarafında Yahudiler vardı. Ferdî ve pek az sayıda olduğu gibi sağlam cemaatler halinde, Eyle (Akabe Körfezi)'den Yemen'in veya Uman'ın uçlarına kadar, Medine'den Bahreyn'e kadar; Meknâ'da Vadiül-Kura'da, Teymâ'da, Fedek'te, Tâif'te kısacası bütün şehirlerde, aynı şekilde panayırlarda ve kervanlarda onlara rastlanır (Muhammed Hamîdullah, İslâm Peygamberi Çev. Salih Tuğ I, 393, 394).Mekke'de hemen hemen hiç Yahudi yoktu. Ancak onlar, bölgenin yıllık panayırlarında, özellikle Ukaz'da bulunurlardı. Ukaz'da hem ticaret eşyası satarak, hem de kendilerini gizli şeyleri bilen veya istikbâlden haber veren kâhin olarak tanıtmak suretiyle iyi para kazanmasını bilirlerdi. Ehl-i Kitab olarak, câhil bedevîler üzerinde özel bir prestij icra ediyorlardı (M. Hamidullah, a.g.e., I, 394).Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettiği zaman, halkın hemen hemen yarısı Yahudi idi. Ancak Yahudilerin bu bölgeye gelişi hakkında açık bir bil...

BEDİR GAZVESİ

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıBEDİR GAZVESİİslâm devletinin Medine'de kurulmasından sonra müslümanlarla müşrikler arasında meydana gelen ilk savaş. Bu savaşa, yapıldığı kasabanın adıyla anılarak, Bedir Gazvesi denilmiştir.Bedir kasabası Medine'nin 120 km. kadar güneybatısında ve Kızıl Deniz sahiline 20 km. uzaklıktadır. Bedir, Mekke'den gelip Medine'den geçerek Suriye'ye kadar uzanan yol üzerinde olup, Mekke-Medine arasındaki konak yerlerinden biri idi. Bedir halkı kasabalarına uğrayan ticaret kervanlarına verdikleri hizmetler karşılığında elde ettikleri kazançlarla geçinirlerdi. Ayrıca her yıl Zilkade ayında burada kurulan bir panayır kasaba halkına önemli gelir sağlardı. Bedir kasabasının İslâm savaş tarihinde önemli bir mevkii vardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) müşriklerle çarpışmak üzere buraya üç defa gelmişti. Birincisine ilk Bedir Gazvesi adı verilir. Savaşa henüz izin verilmediği dönemlerde Mekkeli müşrikler müslümanlara saldırılarına devam ediyorlardı. Fakat hicretin altıncı ayından sonra cihat izni verilince artık müslümanlar kendilerini ve İslâm devletini koruma imkânı bulmuşlardı. Bir ara müşrikler o sırada henüz müslüman olmamış olan Kürz b. Câbir'in kumandası altında bir askerî birlik gönderip Medine'nin çevresine saldırtmışlardı. Kürz ve yanındaki müşrikler Medine'nin güneyinde Cemmâ denilen yere gelip müslümanların sür...

HİCRET

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHİCRETBir yerden başka bir yere göç etmek.Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının İslâm devletini kurmak üzere Mekke'den Medine'ye göç etmeleri.Rasûlullah Mekke'de tebliğ görevini sürdürürken Kureyşliler de inkârlarında diretiyorlardı. Peygamberimiz tebliğ görevini Mekke'nin dışına taşırmak istiyordu. Bu nedenle Taif'e gitti. Tâifliler de Kureyşliler gibi inkârcılıkta direnmişler ve Peygamberimizi taşa tutmuşlardı. Peygamberimiz onların bu cahilce hareketleri karşısında yılmamıştır. Özellikle hacc mevsiminde Mekke dışından gelen insanlarla görüşüyor onlara İslâm'ı anlatıyordu. Peygamberimiz bir gün Akâbe mevkiinde Medineli altı kişi ile karşılaştı. Onlara Kur'ân okudu ve İslâm'a davet etti. Medineliler Peygamberimizle konuştuktan sonra durumu kendi aralarında değerlendirdiler."Yahûdilerin geleceğini bildikleri ve kendisiyle bizi korkuttukları peygamber bu olmasın" dediler. Yahûdilerden önce müslüman olmanın gereğine inanıp müslüman oldular.Medine'de bulunan Yahudiler bir Peygamber'in geleceğini biliyorlardı. Medinelilerle aralan açılan Yahudiler onlara "Bir Peygamber gönderilmek üzeredir. O Peygamber gelince biz ona tabi olacağız, İrem ve Âd kavimleri gibi sizin kökünüzü. kazıyacağız" diyorlardı.Akabe'de Müslüman olan Medineliler memleketlerine gittiklerinde bu durumu yakınlarına aktardıktan bir yıl sonra, daha ...

AKABE BEY'ATLARI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıAKABE BEY'ATLARIHz. Peygamber (s.a.s.)'in Medine'den gelip ilk müslüman olanlarla 621-622 yıllarında Mekke'nin Akabe adı verilen mevkîinde yaptığı iki anlaşma ve ahidleşme.Mekke'ye üç km. kadar uzaklıkta bulunan Mina ile Mekke arasındaki bir mevkiye verilen Akabe adına bölgenin başka yerlerinde de rastlanmaktadır. Aynı adı taşıyan birçok yer bulunmasına rağmen Akabe denince ilk defa bu meşhur ahidleşme ve anlaşmaların yapıldığı mevkî hatıra gelmektedir.İslâm'ı çeşitli kabile ve gruplara anlatmağa çalışan Resulullah (s.a.s.) özellikle Hacc mevsiminde Mekke'ye gelen kabileler arasında dolaşıyor ve onlara bu yeni mesajı iletmeye uğraşıyordu. Bu hac mevsimlerinin birinde Yesrib (Medine)'den gelen ve bu şehirde yaşayan iki Arap kabilesinden biri olan Hazrec kabîlesine mensup bazı kimselerle karşılaşan Hz. Peygamber, onları İslâm'a davet etti. Peygamberliğinin onbirinci yılında onun bu çağrısına adı geçen kabileden altı kişi icabet edip, büyük bir samimiyetle bu yeni dine sarıldılar. Zira yıllardır Yesrib'teki diğer Arap kabilesiyle aralarında sürüp gitmekte olan Buas savaşlarından bezmiş olduklarından bu yeni dinin aralarında bir barış ortamı oluşturacağını ümit ediyorlardı. Yesrib'e geri döndüklerinde bu olaydan ve yeni dinlerinden kardeş kabîle Evs'e bahsedip onları da İslâm'a davet edeceklerine ve gelecek yıl yine Hacc mevsiminde aynı yerde Resulullah'la buluşacaklarına dair söz ve...

HABEŞİSTAN HİCRETİ

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHABEŞİSTAN HİCRETİMüslümanların Mekke müşriklerinin zulmünden kurtularak İslâm'ın öngördüğü biçimde özgürce yaşayabilmek amacıyla Habeşistan'a yaptıkları göç. Müslümanlar, ilki Hz. Muhammed'in peygamberlikle görevlendirilişinin beşinci yılında (614), ikincisi de altınca yılın (615) başlarında olmak üzere iki defa hicret ettiler. Bu hicretler birinci Habeşistan hicreti ve ikinci Habeşistan hicreti olarak adlandırılır.Kur'an'da hicret, cihaddan sonra en önemli eylem olarak değerlendirilir. Bunun nedeni açıktır. Bir mümin için en önemli şey imanı ve imanının gereklerini yerine getirerek Allah'ın rızasını kazanmaktır. Gerçek bir mümin kendi ülkesinde, yaşadığı çevrede bu amacına ulaşamıyorsa, yurdunun, işinin-gücünün, malının mülkünün, akraba ve dostlarının hiçbir anlam ve önemi kalmaz. Bunlarla imanı arasında seçim yapmak zorunda kalan insan, imanı seçiyorsa, ancak o zaman gerçek bir mümindir. Bu nedenle Mekke'de, müminler müşriklerin baskı ve işkenceleri yüzünden böyle bir seçim yapma noktasına doğru gelince, Kur'an onları, hicretin anlam ve önemini bildiren ayetlerle muhtemel bir hicrete hazırlamaya başladı. Bu konudaki bir ayette, "De ki: Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünya hayatında güzel davrananlara güzellik var. Allah'ın arzı geniştir. Ancak, ...

MEKKE DÖNEMI

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıMEKKE DÖNEMIMekke Cahiliye ortamında Hz. İbrahim'in soyundan gelen ve onun Hanif dinini takip eden bir aileden doğan Hz. Muhammed'in, kırk yaşında putperest toplumu gerçek dine davet etmesi için peygamberlikle görevlendirilmesiyle birlikte ona inanan ve inanmayan insanların 13 yıl boyunca kendi dinlerinin savaşımını verdikleri ve nihayet azınlık-güçsüz müslümanların kendi yurtları olan Mekke'den Medine'ye hicret etmeleriyle kapanan bir dönemin adı; Miladî 610-623 yılları arasında geçen İslâmî tebliğin ilk dönemi. Mekke döneminin sonu, aynı zamanda Hicrî yılın başlangıcıdır.Hz. Muhammed'in peygamberlikten önceki hayatı Mekke Dönemi içerisinde değerlendirilmez; Mekke Dönemi Hz. Peygamber'in peygamberliğiyle başlar. Toplumunun cahilî yaşantısından uzak kalmak ve gerçeği düşünmek için yılın belli dönemlerinde şehirden uzaklaşan peygamberimiz yine böyle bir durumda Hıra Mağarasında iken Cebrail (a.s.)'ın okuduğu,"Oku, Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı... " diye başlayan Alâk suresinin ilk ayetlerini dinledi ve peygamberlikle görevlendirildi. Daha önce bir kitap verilmemiş putperest bir topluma kendisine gelen bu gerçeği anlatma görevi ile görevlendirildi. Kendisi o toplumda sevilen, güvenilen, asil ve emin biriydi. Ona, "güvenilen Muhammed" anlamına gelen "Muhammedül Emin" deniyordu. En değerli emanetle...

HAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSU

İSLAM TARİHİAna SayfaHicretCahiliye dönemiBedir savaşıCahiliyenin yaptıklarıKaynukaoğullarıFil VakasıUhud savaşıHz.Muhammedin hayatıMeune kuyusu olayıİlk VahiyNadiroğullarıVerakaya gidişHendek savaşıİlk abdest ve namazHudeybiye barışıTebliğHayber gavzesiİlk müslümanlarHz.Muhammedin elçileriHz.Ömerin Müslüman olmasıMute savaşıMekke dönemiMekkenin fethiHabeş hicretiHuneyn savaşıAkabe BiatıTebük savaşıHAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSUKureyş Müşrikleri Habeş ülkesine hicret eden müslümanları, kendilerine teslim etmemesi üzerine işkencelerini artırmaya başladılar.Kureyş Müşriklerinin azıllılarından Ebu Cehil, kureyşlilere teklif götürerek Peygamberi öldürülmesini teklif etti,ve bunu yapabilen her kim olursa büyük ödülün verileceğini ilan etti.Hz.Ömer ‘’ben buna talibim’’ dedi.Ona’’ Ey Ömer!Sen,buna elverişlisin!’’dediler.Hz.Ömer,vereceğiniz mallar hakkında Sağlam Kefalet var mı? Diye sordu.Ebu Cehıl ‘’Evet var! Dedi.Hz.Ömer bu hususta onlarla bir anlaşma yaptı. Hazret-i Ömer'in kız kardeşi Fatıma bint-i Hattab, Said b. Zeyd, b, Amr,b. Nufeyl ile evli olup Fatıma hatun da, Said b. Zeyd de, Müslüman olmuşlardı.Fakat, Müslümanlıklarını, Hz. Ömer'den, gizli tutuyorlardı.Yine, Hz. Ömer'in mensup bulundu§u Adiy b. Ka’b oğullarından Nuaym b. Abdullah Nahham da, Müslüman olmuştu.Kavmindan korktuğu için, o da, Müslümanlığını, gizli tutuyordu.Habbab, b. Erett, Fatıma hatuna gelip gidip Kur'an, okur ve okuturdu,Bir gün, Hz, Ömer; Peygamberimizle Eshabından bir cemaata saldırmak üzre, kılıcını, kuşanmış olarak, evinden çıkmıştı ki Peygamberimiz ve Eshabının, Safa tepeciğinin yanındaki bir evde toplandıkları ve kadınlı,erkekli kırkkişiye yakın oldukları, kendisine haber veril...